V. Mehmed Reşad (Sultan Reşad) Biyografisi V. Mehmed, 2 Kasım 1844 tarihinde İstanbul’un Çırağan Sarayı’nda doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi ise Gülcemal Kadınefendi’dir. Saray gelenekleri çerçevesinde yetiştirilen V. Mehmed, Arapça, Farsça ve çeşitli şer‘î bilgilerle donatıldı. Gençlik yıllarını babasının ve amcası II. Abdülaziz’in padişahlıkları sırasında serbest bir ortamda geçirdi. Ancak kardeşi II. Abdülhamid’in 1876’da tahta çıkmasıyla birlikte veliaht konumuna yükselen V. Mehmed, saray gözetimi altında bir yaşam sürmek zorunda kaldı. Kendisinden önceki iki padişahın tahttan indirilmiş olmasının getirdiği korku ve endişe, genç şehzadeyi derinden etkiledi. Bu dönemde yaşadığı kısıtlılık ve gözetime rağmen, padişah olma yolunda sabırla bekledi. V. Mehmed, 27 Nisan 1909 tarihinde, Otuzbir Mart Vak‘ası’nın ardından İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin çoğunlukta olduğu Meclis-i Umûmî-yi Millî tarafından tahta çıkarıldı. Tahta çıkışında, Harbiye Nezâreti’nde gerçekleştirilen biat merasiminde halkın ve devletin refahı için çalışacağını ifade etti. Şeriat, Kanun-ı Esasî ve meşrutiyet ilkelerine bağlı kalacağına dair yemin eden padişah, Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa’nın istifasını kabul etmeyerek devlet yönetiminde istikrar sağlama çabalarını sürdürdü. Biat merasiminde halk tarafından genellikle Sultan Reşad olarak anılsa da resmî unvanı Beşinci Mehmed idi. Tahta çıktığında altmış beş yaşında olan Sultan Reşad, hükümdarlığının dokuz yılını büyük siyasî ve ekonomik buhranlar içinde geçirdi. On defa hükümet değişikliği yaşandı; her yeni hükümet de bir öncekinin çözümleyemediği sorunlarla yüzleşmek zorunda kaldı. Anayasal düzene göre yürütme yetkisi sadrazama ait olduğundan, padişahın siyasî rolü sınırlıydı. Bu durum, İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin siyasî hayatın merkezini ele geçirmesiyle birleşince, Sultan Reşad, saltanatın sembolik bir figürü konumuna düştü. Hükümetler üzerinde doğrudan bir etkisi olmasa da, halkla ilişkiler ve sosyal hayata katkılar konusunda aktif bir tutum sergiledi. İstanbul ve çevresindeki gezileri sırasında halkla doğrudan temas kurdu, eğitim ve hayır kurumlarına destek sağladı. Sultan Reşad’ın hükümdarlığında İttihat ve Terakkî Cemiyeti, ülke yönetiminde baskın bir rol oynadı. Meşrutiyet rejiminin ilanından sonra ortaya çıkan siyasî karmaşa, Anadolu ve Balkanlar’da çeşitli isyanlara yol açtı. Padişah, Rumeli’ye yaptığı gezilerle halkla temas kurmayı ve farklı din ve etnik gruplar arasında Osmanlı kardeşliği bilincini güçlendirmeyi amaçladı. Ancak İttihatçılar’ın merkeziyetçi ve tahakkümcü politikaları nedeniyle Sultan Reşad, siyasî müdahale imkanını büyük ölçüde kaybetti. Trablusgarp Savaşı (1911) ve ardından Balkan Savaşları sırasında ülke ciddi krizlerle karşılaştı. Bu dönemde Sultan Reşad, sadrazam değişiklikleri ve hükümet krizleriyle sıkça muhatap oldu; Meclis-i Meb‘ûsan’ın feshi ve yeniden açılması gibi anayasal düzenlemeler, çoğu kez onun kontrolü dışında gerçekleşti. V. Mehmed’in hükümdarlığı, özellikle I. Dünya Savaşı sırasında daha da karmaşık bir hâl aldı. İttihat ve Terakkî’nin etkisi altında ülkenin savaşa sürüklenmesi, padişahın siyasî yetkilerini sınırlandırdı. Buna rağmen Sultan Reşad, hilafet makamını koruyarak halkı moral ve dini temele dayalı bir birlik bilinciyle yönlendirmeye çalıştı. Savaş sürecinde İstanbul’un işgal tehlikesiyle karşılaşması ve müttefik devletlerin temsilcilerini ağırlaması, onun diplomatik görevlerini yansıtan son önemli etkinlikler arasında yer aldı. Padişahın kişisel yaşamı da oldukça disiplinli ve manevi ağırlıklıydı. Tasavvufa ilgisi, Mesnevî okumaları ve şiir yazma alışkanlığı, gençliğinde Mevlevîliğe intisap etmesiyle başladı. Çanakkale Zaferi üzerine yazdığı gazel, dönemin şairleri tarafından takdirle karşılandı. Ayrıca Konya Karapınar’da yaptırdığı cami ve sosyal hayır faaliyetleri, onun toplumsal duyarlılığını göstermektedir. Sağlık sorunları ve özellikle şeker hastalığı, son yıllarında etkinliğini sınırladı; 3 Temmuz 1918’de vefat ederek Eyüp’teki türbesine defnedildi. V. Mehmed Reşad, halim selim, merhametli ve dindar bir hükümdar olarak anılmaktadır. Saltanatı boyunca anayasal sınırlar içinde kalmayı tercih etmiş, siyasi müdahaleden uzak durmuş, bunun yerine halkla doğrudan iletişim ve sosyal refahın geliştirilmesine öncelik vermiştir. Onun dönemi, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında millî birlik ve demokrasi düşüncesinin geliştiği, eğitim ve hukuk alanında önemli reformların atıldığı bir zaman dilimini temsil eder. Sultan Reşad’ın hükümdarlığı, Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürmek için yapılan son büyük deneme olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. TEVHİD-İ EFKAR - KAYNAK - HABER - GAZETE - İÇERİK - Tevhîd-i Efkâr, Tevhidi Efkar, Tevhid-i Efkar